Favorilerime Ekle
Ana Sayfam Yap
Ana Menü
AnaSayfa
İlanlar
Haberler
HaberAra
Şiir Akşamları
Belediye
Kaymakamlık
Kardeş Siteler
Balat Gazetesi
Dursunbey Hakkında
YÖREMİZDEN
Duyurular
Fotoğraflar
V i d e o l a r
Türkülerimiz
Sunu Dosyaları
E-Card Gönder
Panayır Resimleri
Ulaşım
Şehir Rehberi
Telefon Rehberi
Ziyaretçi Defteri
AKIL DEFTERİ
Forumlar
Yazarlarımız
İhaleler
E-Devlet
Online Oyunlar
Seçim Sonuçları
Dursunbeyliler Grup
Size ÖZEL !
Üyelerimiz
Blog Yazıları
Websiteni Ekle
Mesaj Gönder / Al
Bilgilerini Güncelle
Duyurular & İlanlar
Şükrü TURAN'ın kızı Hacer ile Hüsnü ÇAKMAK'ın oğlu ENES 2 Ağustos 2008 Cumartesi günü evleneceklerdir....
DURSUNBEY online ÇARŞI
Amasya Elması
Amasya Elması
yTL2.00
Sepete Ekle

Günün Sözü
D U R S U N B E Y . C O M D U R S U N B E Y . C O M - Yazarlarımız
İstatistikler
Üyeler: 860
Haberler: 418
Web Bağlantıları: 37
Ziyaretçiler: 1555738
Kimler Online
Şuanda 15 konuk çevrimiçi
D U R S U N B E Y . C O M D U R S U N B E Y . C O M - Yazarlarımız Bu Sayfaya
Takvim
 
Pa Ps Sa Ça Pe Cu Ct
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
Bugün : Cumartesi 4 Eylül 2010

Yazarlarımız: Erkan BAL
Ateş yine düştüğü yeri yakıyor
Yazarlarımız: Ahmet Erdoğan
Bir koyun atladı diye
Yazarlarımız
Ateş yine düştüğü yeri yakıyor

Yorum yaz | İzlenme :694 | Devamını oku...

Çarşamba, 24 Şubat 2010
Adı, doğal felaketler, tren kazaları ile duyulmaya alışılmış garip ilçemin kaderi şiir ile değişmişti önce. Şairler geldiler yıllardır "suçıktı"nda bol bol şiirler söylediler. Politikacılar geldiler bol bol nutuk attılar. Ancak batının doğusu ilçemde pek değişen birşey olmadı.

Her zaman olduğu gibi yine iktidar partileri tulum oy çıkardılar ama tam teşekküllü hastanesinde dr. açığı, okullarında öğretmen açığı bir türlü giderilemedi.
Son yıllarda ekmek kapısı olarak gözüken madencilik ise, maden işçisinin dramı ile tanıştırdı yatırım yoksunu kasabamın insanlarını. 2006 da yitirilen 17canın ardından dün (23 Şubat 2010 saat:18.00) sularında ilçemize yakın bir köydeki maden ocağında ikinci kez yaşanan grizu patlaması sonucu 50 işçi göçük altında kaldı. Yine ambulans sirenleri yırtınarak çığlık çığlığa böldü geceyi. Şu ana kadar 17  işçimiz malesef hayatını kaybetti.

Biz ölen kardeşlerimizi yine altından çıktıkları toprağın bağrına gömeceğiz. Yine tv muhabirleri gelecek, yine konuşmalar yapılacak. Yine eşler ağıt yakacak,yine birileri nutuk atacak ve her zamanki gibi Allah sabırlar versin ama ateş düştüğü yeri yakacak...

Sözlerimi 2006daki facia da yazdığım yazının sonundaki bir kaç satırla bitireyim.

"Grizu faciasında yitirdiğimiz kardeşlerimize Allah’tan rahmet kederli ailelerine başsağlığı diliyorum. Onlar da ana babalarının sevgili oğulları, nişanlılarının yada eşlerinin sevgilileri idiler. Onların da gece yatarken üşüyüp üşümediklerini merak eden ebeveynleri, başları ağrısa içleri titreyen eşleri, sevdikleri vardı. Allah hiç kimseyi sevdiklerinden ayrı bırakmasın, kimselere evlat acısı çektirmesin." Başımız sağolsun..
Yorum yap
 
Bir koyun atladı diye

Yorum yaz | İzlenme :2149 | Devamını oku...

Cuma, 26 Aralık 2008
Hatırlarsınız, 2005 Temmuz ayında Van’ın Gevaş ilçesine bağlı İkizler köyünde 1500 koyun sürüsünden 363’ü LİDER KOYUNU takip ederek uçurumdan atlamıştı da, diğer koyunlar da “acaba orada bir şey mi var” bilinçaltıyla uçuruma atlamış ve 363 koyun kendi kendini telef etmişti. 
Yorum yap
 
Gerekeni yapıyor muyuz?

Yorum yaz | İzlenme :851 | Devamını oku...

Pazartesi, 20 Ekim 2008
Saniye 2nci

Geçenlerde Erkan Bey'in bir yazısını okuyup çokta hak vermiştim.Yazıda "aşktan başka şeyler içinde gözünüzden yaş gelmeli insanlık adına" diyordu..Çokta haklıydı fakat bugünlerde zaten hepimizin  gözü yüreği yas_ş_ değil mi.. Bugünlerde yine yeniden  etrafımızdaki karanlıklar daha bir koyu, ve bu karanlık güçlerin bize yaşattığı acılar yaşanan her türlü olayın anlamını anlamsız kılmıyor mu? Hergün aldığığımız birbirinden acı şehit haberleri yüreklerimizi yakıyor.Şehit yavrularının şehit analarının şehit yârlarının dinmeyen gözyaşları taşdelen misali yürekleri delip geçiyor..Bende bugün şehitlerimiz için düşüncelerimi paylaşmayı düşünürken iki yaşanmışlık okuduğumda bu iki farklı yaşam öyküsüne misafirliğimi sizlerle paylaşmak daha kolay geldi şehitlerimizin acısının ağırlığından..
Gerekeni yapıyor muyuz? Yoğun Bakım Ünitesi'ndeki monitörlerin

4 yorum yapılmış
 
Kendi kültürümüz

Yorum yaz | İzlenme :2344 | Devamını oku...

Salı, 23 Eylül 2008
Kendi kültürünü üretmek…

Şehirler birlikte yaşama kültürünün üretilip geliştiği, modernleştiği ve boy salıp kökleştiği yerlerdir. En azından düne kadar öyleydi. Bugün şehirlerde toplumsal kültürün yozlaştığından söz edilse de, farkında olmadığımız ya da hoşlanmadığımız bir başka kültürün yerleştiğinden de söz edilebilir.

 

Etki alanı içerisinde olan her köy kent kasaba şehir kültüründen payını alır. Özellikle iletişim araçlarının gelişmesi yüzünden artık dünyada hâkim Amerikan kültüründen nasibini almayan yer yok gibidir. Bugün ülkeleri ve şehirleri değil kasaba ve köyleri de büsbütün sarmalayan, etkileyen bir yapı oluşmuştur. Televizyon sayesinde amerikan başkanının adını bilmeyen köylümüz olmadığı gibi Kara murat’ı duymamış ama Rambo’yu tanımayan genç yok gibidir.

 

Bilindiği gibi taklitler hep aslını aratır. Aslında yerel olan ve özel olan hep daha değerlidir. Ülkemizde kültürlerin buluşup kaynaştığı ve üretildiği bir yer olarak çok değerlidir. Nitekim yıllardan beri futbolcularımızla değil folklorcularımızla dünyada birincilikleri elde etmişizdir.

İlçemizde Balıkesir merkeze uzaklığı dolayısıyla geçmişte kendi kültürünü üretebilmiş. Benzerlikler olsa da yöresel halk oyunları ve türküleri ile Dursunbey ekolünü oluşturabilmiş nadir yerlerden birisidir. Kendine has konuşma üslûbumuz, gelenek ve göreneklerimiz, düğünlerimiz, yemeklerimizden bir kültür oluşmuştur. Bunları korumak ve gelecek kuşaklara iletmek de boynumuzun borcumudur.

 

Kendimize has bu kültürümüz zaman içerisinde doğal olarak oluşurken modernitenin etkisi ile değişmekte ve gelişmekte olduğu kadar dejenere de olmaktadır. Nitekim barana sohbetleri bir müddet sonra içki meclislerine dönüşmüş asıl hüviyetini kaybetmiş olsa dahi bugün yeniden canlandırılıp aslında hiç eskimeyen yeni bir kimlikle aramıza dönmesini başarmak durumundayız.

 

Kendi kültürümüzü yeniden üretirken, eskiden kalma alışkanlıklarımızı ve geleneklerimizin güzel yanlarını korumalı, zaman içerisinde değişerek gelişmesine katkı sağlamalıyız. Bu konuda Dursunbey’in lehçesinden yemek kültürüne, Barana’sından folkloruna tüm değerlerini kayıt altına alan köklü bir çalışmanın ilgili ve yetkili kurumlarca başlatılması ve bir Dursunbey kültür atlası hazırlanması yararlı olacaktır diye düşünüyorum.


Erkan BAL

 

4 yorum yapılmış
 
Teknolojiden uzakta tatil

Yorum yaz | İzlenme :993 | Devamını oku...

Pazar, 29 Haziran 2008
“Alacağım 3-5 koyun kuzu çıkacağım dağlara, kaval çalıp, koyun kuzu otlatacağım”

 

Teknolojiden uzakta bir tatil hayali

 

“Alacağım 3–5 koyun çıkacağım dağlara, kaval çalıp, koyun otlatacağım”

 

Bu sözlerin telif hakkı bir abimize ait ama teknoloji ile uzun yıllar boğuşan her meslek erbabının hayali de budur diyebilirim. 42’sinden sonra 3ncü bir çocuk sahibi olup, 46ncı yaş gününe dede olarak giren bendeniz de fena halde bu ruh halindeyim.

Atın beni denizlere veya ver elini çıkalım dağlara durumlarındayım. Ama şairin dediği gibi “yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey-ler- var”

 

1ncisi yüzme bilmiyorum. Bu yüzden ıssız ada hayalim tamamen suya düşmüş durumda.

2ncisi ayın her çeyreğine yayılmış düzenliödemelerim var, öyle tatil ayağına kaybolmam çok zor.

3ncüsü yıllardır bu işi yapıyorum ve arayıp, soran işini mutlaka benimle yapmak isteyen müşterilerim var.

4ncüsü fena halde teknoloji bağımlısıyım. 13 yıldır günde 13 saat bilgisayarla içli dışlı olan bir adamın pat diye 3 koyun aldım, çayıra saldım demesi zor. Issız bir adaya düşsem yanına ilk alacağı şey kablosuz interneti çalışan bir dizüstü bilgisayar olan kişiyim.

5ncisi Allah’tan sağlık devletten aylık diyecek memuriyetim olmadığı gibi emeklilik yaşım da henüz gelmedi.

6ncısı bana ilk adımı attırmak çok zordur. Çok zor karar verir, kolayca vazgeçerim tatilden.

7ncisi artık ben bir dedeyim. 3 yaşındaki kızımı yanıma alsam da torunumu zırt pırt görmeden duramam. En azından cep telefonu kapsama alanında olan bir yere gideyim bari.

8ncisi öyle evde yapılmayan yemekleri yiyemem. Mutfak seçerim efendim. —Izgaralar hariçJ

9ncusu koyunyünü kırpmayı, sütünü sağmayı da bilemem. Kaval çalacak olsam müzik kulağım da, dilim de berbat derecede kötü…

 

Bütün aşamaları geçtik. Ama şu koyun kuzu alıp dağlara çıkmak yerine “denizlerin kumuyum projesine” katılsam diyorum ama o da zor. Öncelikle çocukluğumda yüzme bilmezken profesyonel bir yüzücüyü boğulmaktan kurtardığım bir kahramanlık öyküm var.  O günden beri deniz görsem bile diz kapağımı geçmiyorumJ

 

Sonra uzun zamandır masa başı çalışmaktan olsa gerek, tüm eklemlerim tutulup ağrıyor. İyisi mi ben kaplıca otellere bir göz atayım dedim, ooo fiyatlar sahilleri geçmiş maşallah. Yani görünen o ki hamama giren terler vaziyetlerindeyiz.

 

Arabayı satmıştım, aldık bir tane şükür onda bir sorun yok. Klimamız yoksa da ACS’miz var (aç camı serinle) camı açarız idare eder. Tüpümüz de ruhsata işli demek ki trafik canavarından başka korkulacak bir şey yok.

Müzik ruhun gıdasıdır. Şu radyo yayını yapabilen mp3 çalarlardan bir tane alıp, çakmaklığa taktık mı tamam.

Şimdi oralarda sivrisinek vardır. Mübarekler de beni bulur hep, napsak ki? Bir sinek kovucu almak lazım. Ekstradan bir de kene paniğimiz var.

 

Anlaşılan o ki şu teknolojiden uzak yaşama hayalinin kısa bir tatilini yapmak bile mümkün olmayacak. Zaten yurdum insanı derelere balık tutmaya gidip, yağmur yağıyor diye şemsiyesini açıp, cep telefonu ile konuşurken telef olmuyor mu? Oluyor.

 

Ya şimdi ben tatile giderken otomobil yolda bozulursa? Mp3 çalarda kaç parça olacak ki zaten. En iyisi Laptop’u da yanımıza alalım. Hatıra kalmalı gezip görülen yerlerden Dijital fotoğraf makinesini yanımıza almadan da olmaz. Aile hattı için Vodafone, çekmeyen yerlerde çeksin diye Turkcel'li cep telefonumu almalıyım. Bir çift hatlı telefon alamadım gitti.

Tatilde okumak için yanıma birkaç kitap bari alayım. Nihat Genç’ten “Veryansın!” Kitabı taratıp pdf olarak bilgisayar’a mı atsam acaba? Okuması daha kolay mı olur?

 

Aman ya, aman kardeşim ya…

Evin bodrumu buz gibi serin, iyi kötü müstakil bir evimiz ve kocaman bir arka bahçemiz var.

İçinde meyve ağaçları ve küçük bir fıskiyeli havuz, çocuklar için salıncaklar, karşıki inşaattan da 2 kova kum getirttim mi ince elenmiş. Çocuk kumdan kaleler yapsın.

Dondurma firmalarından da birkaç şemsiye araklamalı. Birkaç plastik sandalye de koyduk mu iş tamam.

Cep telefonu kapsama alanında, hem mp3’de çalar. Bahçe evin arkasında, ev zaten dükkânın üstünde.

Ne benzin harcarsın ne de tüp. Et bulursak mangal her zaman hazır ve nazır. Suçıktı zaten piknik yeri, yürüyüş mesafesinde. Büyük şehirlerden uzak, Dursunbey’de yaşamanın en büyük lükslerinden birine sahip adamın tatil rüyası mı olur kardeşim…

 

Boş verin siz de benim gibi.

Bir ağaç altı buldunuz mu, yatın gölgeye… Serinleyin…

Dursunbey’de bile teknolojisiz tatil bir hayal…

Bizim meslekten emeklilik ise tam bir rüya…

 

Erkan BAL

 

1 yorum yapılmış
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 Sonraki > Son >>

Sonuçlar 1 - 9 / 57
DURSUNBEY CANLI SOHBET

ÜYELERİMİZDEN

aysim
Şehir:
ÜYE GİRİŞİ
Oturum Aç
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Çok Arananlar

com dursunbey dursunbey köyleri belediye okullar kereste liseler köyler ismailler köyü

Anket
Sitemize ne sıklıkla bakıyorsunuz?
 
Tromblolin
Tromblolin
Beğenilme:
Tıklama:557
Çok Okunanlar
Çok Oy Alanlar
Resimlerimiz
SİTEDEKİ ZİYARETÇİ YORUMLARI
Hepimizin Başı Sağolsun..Ağabeyin,abisinin ve ablasının mekanları cennet olsun...
............ haberi oku

slm hemşehrilerim memleket özlemi çok gerçekten zor zor dağını taşını suyunu özledim şuan konya...
............ haberi oku

OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.